Ve Lüfer 6 gemisi gidiyor

Gila BENMAYOR


"Çengelköy’ün salatalığı, Kanlıca’nın yoğurdu. Peki Beykoz’un nesi meşhurdu?" tartışmaları arasında gökyüzünde incecik hilal belirdi.

Bu kez şaşırma sırası bana geldi. Aileleri Tekirdağ ve İstanbul’dan Selanik’e göçmüş olan iki genç kız hilale bakarak dilek tutmaya kalkışınca kulağıma çalınan Rumca-Türkçe karışımı tuhaf bir lisandı.

KABATAŞ’a demirlemiş Lüfer 6 teknesinin önüne vardığımda oradaydılar.

Heyecanla bekleşiyorlardı.

Belki yıllardan beri ilk kez Boğaz sularına doğru açılacaklardı.

İstanbullu Rumlar.

Üç gün devam edecek "İstanbul’da Buluşma: Bugün ve Yarın" konferansı için yıllar önce yüreklerinin bir parçasını bırakarak ayrıldıkları İstanbul’daydılar yeniden.

Yunanistan’dan, Avrupa’dan hatta ABD’den koşarak gelmişlerdi buluşmaya.

Lüfer 6 demir alıp kıyıdan uzaklaşınca güvertedeki hareketlilik görülmeye değerdi.

Güzeller güzeli Kız Kulesi’nin tam karşısına mevzilenenler de vardı, gözlerini ufuktaki Adalar çizgisine diken de.

Çırağan Sarayı’nın önünden geçerek, Ortaköy Camii’ni geride bırakıp dümeni Anadolu kıyısına doğru kırarken birden bakışlar kararsızlaştı.

Arkaya mı, yoksa öndeki manzaraya mı nereye yöneleceğini bilemedi.

Yaşlılar özellikle şaşkınlığın çaresizliğine boyun eğip tekrar sandalyelelerine çöktüler.

Gençler fırsatı kaçırmadılar.

Tam Boğaz Köprüsü’nün altından geçerken birbirlerine sarılıp deklanşöre bastılar.

"Çengelköy’ün salatalığı, Kanlıca’nın yoğurdu. Peki Beykoz’un nesi meşhurdu?" tartışmaları arasında gökyüzünde incecik hilal belirdi.

Bu kez şaşırma sırası bana geldi.

Aileleri Tekirdağ ve İstanbul’dan Selanik’e göçmüş olan iki genç kız hilale bakarak dilek tutmaya kalkışınca kulağıma çalınan Rumca-Türkçe karışımı tuhaf bir lisandı.

"Dileksu" yani "senin dileğin" gibi Türkçe sözcüğe eklenmiş Rumca bir takı duyunca kim şaşırmaz?

Selanikli genç kızlar anlattılar.

Bir süreden beri Türkçe kursuna gidiyorlarmış.

Türkçelerini bayağı ilerletmişler.

Büyükada’dan çocukluk arkadaşım TV yapımcısı Hristo Elmacıoğlu’nun yanına oturduğumda ondan da çocukluğumuzda hiç konuşmadığımız hikayeler dinledim.

Kayserili olan büyük teyzelerinden biri mübadele yıllarında Atina’ya gitmiş.

50 yıl sonra yalnızca Türkçe konuştuğu gibi, Kayseri özlemi yüreğinde hep canlı kalmış.

Yunanistan’ın yemeklerine de asla alışamamış.

"Yabancı Damat" dizisini Yunanistan’a ithal eden Hristo Elmacıoğlu bugünlerde Yunan dizilerini Türkiye’ye getirmenin tatlı telaşı içerisinde.

Hristo Elmacıoğlu, Lüfer 6 teknesindeki İstanbullu Rumların aksine iş nedeniyle bir süredir belirli aralıklarla İstanbul’a gidip geliyor.

Ne kadar sıklıkla gelirse gelsin aklı ve yüreği hep burada.

İnsan zeytinyağlı ayşekadın fasulyesini özler mi?

"Bu fasulye Yunanistan’da yok" diye servis tabağının yarısını götüren Hristo’ya bakınca anladım ki özlermiş.


Paylaş