Boğaz'ın Eğlence Filosu

Tempo  Esin SÜZER

 

İstanbul Boğazı'nın kıyılarında eğlenmekten sıkıldıysanız, bir de üzerine çıkmayı deneyin. Hepsi müzik sistemi ile donatılmış, her yaş grubuna hitap edebilecek organizasyonun gerçekleştirilebileceği 21 tekne sizleri bekliyor.

İstanbul Boğazı'nın üzerinde 24 yıl önce doğan bir müessese Lüfer Tekneleri. Kemal Hoşgör'ün, daha doğrusu Kemal Kaptan'ın, lüferin bol olduğu bir sezonda kazandığı parayla satın aldığı küçücük bir taka ile başlayıp bugün bin kişilik davetlerin verildiği yüzer salonlara dönüşen başarının, becerinin ve tecrübenin öyküsü aslında.

"Boğaz'da yemek yemekten hoşlanmıyorum" diyenine rastlamadım bugüne kadar. Fakat Boğaz'ı kıyılardan seyretmek yerine, tam kalbine konuk olmanın keyfi bambaşka bir duygu. Böyle keyifli bir gezinti sırasında görüştük Lüfer Tekneleri'nin şu anki işletmecisi Cem Hoşgör ile. Cem Hoşgör, Can ve Cenk isimli kardeşleri ile birlikte babası Kemal Kaptan'dan devraldığı Lüfer Tekneleri'ni çok kısa bir sürede geliştirerek bugünkü haline getirmiş. "Babam ömrünü deniz üzerinde geçirmiş bir insan. Balıkçılık yapmış yıllarca. Daha sonra yalılar arasında deniz taksiciliği yapmaya başlamış. O dönemde Boğaz'ın iki yakasındaki bütün yalıların sakinleri tanırmış babamı ve severlermiş de. Yine yalı sakinlerinden gelen istek üzerine takasında yemek organizasyonu yapmaya başlamış ve zamanla bu bir Boğaz geleneği haline gelmiş" diyerek anlatıyor Can Hoşgör, işletmenin başlangıcını.

O zamanlar Boğaz üzerinde böyle bir hizmet veren başka bir işletme yok. Verilen hizmet kaliteli, yer de İstanbul Boğazı olunca, taleplerin ardı arkası kesilmemiş tabii.


 

Zamanla, mevsimlik olarak başka tekneler kiralanarak eklenmiş Lüfer Tekneleri'nin filosuna. İşler büyüyünce de Kemal Kaptan, çağırmış oğullarını ve işlerin yoğun kısmını devretmiş onlara. Kendisi de, ilk göz ağrısı teknesi ile, kadim dostlarını Boğaz'ın üzerinde ağırlamaya başlamış. Kemal Kaptan elini çekmiş ama işler durmamış

  Tempo   Ersin Süzer


Paylaş