İstanbul'u denizden keşfetmenin en keyifli yollarından biri olan Küçük Grup Gündüz Boğaz Turu, lüks yat konforunda daha sakin ve ayrıcalıklı bir gezi deneyimi sunar. Sınırlı katılımcı sayısı sayesinde kalabalıktan uzak bir atmosferde Boğaz'ın eşsiz güzelliklerini keşfedebilirsiniz.
Tur boyunca Dolmabahçe Sarayı, Çırağan Sarayı, Ortaköy Camii, Kız Kulesi ve tarihi Boğaz yalıları gibi İstanbul'un en önemli simgelerini denizden görme fırsatı yakalarsınız. Avrupa ve Asya kıtaları arasında ilerlerken şehrin tarihi ve doğal güzellikleri eşsiz manzaralar eşliğinde sizlere eşlik eder.
Deneyiminizi daha keyifli hale getirmek için tur boyunca limitsiz alkolsüz içecekler ve çeşitli hafif atıştırmalıklar sunulmaktadır. Ayrıca çok dilli sesli rehber sayesinde geçtiğiniz yapıların tarihi ve kültürel önemini kendi dilinizde dinleyebilirsiniz.
Konforlu oturma alanları, panoramik manzaralar ve huzurlu atmosferiyle bu özel yat turu, İstanbul'da yapılabilecek en keyifli gündüz aktivitelerinden biridir.
İstanbul Boğazı'nın büyüleyici atmosferini keşfederken keyifli bir gündüz yolculuğunun tadını çıkarın.

Tekne turu sırasında Boğaz Köprüsü’nün altından geçerek Avrupa ile Asya’yı denizden birleştiren panoramik manzaraların keyfini çıkarın.

Tekne Kız Kulesi’nin önünden geçerken, gün batımı ışığında İstanbul’un en ikonik fotoğraflarını çekin.

Boğaz turu sırasında mobil uygulama üzerinden sunulan 9 farklı dilde sesli rehberi kendi telefonunuzdan dinleyin.
✅ 2 Boğaz Turu
✅ 9 Dilde Sesli Rehber
✅ Limitsiz Çay,Nescafe,Meyve Suyu,Gazlı İçecekler
Ekstra alkollü içecekler (seçilen seçeneğe bağlı olarak, satın alınabilir)
Bahşişler
Otel Transferi
Deneyim başlamadan 24 saat öncesine kadar ücretsiz iptal
Kabataş, Mega Lüfer Yatları kalkış noktası
Dolmabahçe Sarayı, Osmanlı İmparatorluğu'nun baş idari merkezi olarak inşa edilmiştir ve 1922'deki çöküşüne kadar Sultan ve ailesinin ikametgahı olarak işlev görmüştür. 19. yüzyıla ait muhteşem bir saray olup, Osmanlı, Barok ve Neoklasik tarzların ilginç bir birleşimini sergilemektedir. 285'ten fazla odası, 46 salonu, 6 hamamı ve görkemli bahçeleriyle dünya çapında en büyük saraylardan biri konumundadır.
Dolmabahçe Camii'nin bilinen asıl adı Bezmialem Valide Sultan Camii'dir. Sultan Abdülmecid'in annesi tarafından 1852 yılında inşa ettirilen bu cami, 1855 yılında tamamlanmıştır. Binanın kutsal bir özelliğe sahip olması ve benzersiz mimarisi, Saray'ın yakınında yer almasını gerektirirken, aynı zamanda Sarayın içerisinde olmamasını da zorunlu kılmıştır. Karmaşık detaylar ve yükselen minareleri ile cami, Barok ve Osmanlı mimarisini mükemmel bir şekilde bir araya getirerek 19. yüzyılın büyüleyici ihtişamını gözler önüne sermektedir.
İstanbul Boğazı'nın kıyısında Osmanlı Hanedanı için inşa edilen ilk saray, 1856 yılında açılışı gerçekleştirilen Dolmabahçe Sarayı oldu. Ardından 1872 yılında Çırağan Sarayı hayata geçirildi. Fakat bu iki saray, Osmanlı ailesinin ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalınca, Çırağan Sarayı ile Ortaköy Camii arasında kıyı boyunca ek yapılar inşa edildi. Balyan ailesine mensup mimarlar tarafından tasarlanan bu yapılar, ikincil yapılar ya da yan yapılar anlamında Feriye Sarayları ismiyle anıldı.
Çırağan, bugünkü Beşiktaş ve Ortaköy arasında yer alan bölge, 17. yüzyılda "Kazancıoğlu Bahçeleri" olarak adlandırılıyordu. 18. yüzyılda Beşiktaş sahillerini süsleyen deniz manzaralı saraylar ve bahçeler, Lale Devri olarak bilinen 'Çiçek ve Müzik Aşkı' döneminin en önemli simgeleri arasında yer almaktadır. Bu dönem, sadece bir eğlence değil, aynı zamanda kültürel bir parıltı devridir. Dönemin padişahı III. Ahmed, sahip olduğu mülkünü sadık veziri İbrahim Paşa'ya hediye etmiş, ilk yalı da Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından, padişahın kızı Fatma Sultan için inşa ettirilmiştir. İbrahim Paşa burada Çırağan Şenlikleri olarak bilinen meşale şenlikleri düzenlemiştir. Bu nedenlerle, bu alan zamanla Farsçada ışıklar anlamına gelen 'Çırağan' ismiyle anılmaya başlamıştır.
Cami, Sultan Abdülmecid tarafından Ermeni Mimar Nigoğos Balyan'a 1853 yılında inşa edilmiştir. Selatin camilerinin genel yapısına uygun olarak harim ve hünkar bölümü olmak üzere iki ana kısımdan oluşmaktadır. Geniş ve yüksek pencereleri, Boğaz'ın değişken ışıklarını içeri alacak şekilde tasarlanmıştır.
Yapıya merdivenle çıkılmakta ve tek şerefeli iki minaresi bulunmaktadır. Duvarları beyaz kesme taşlardan inşa edilmiştir. Tek kubbenin duvarları ise pembe mozaiklerle kaplanmıştır. Mihrap mozaik ve mermerden, minber ise somaki kaplama mermerden yapılmış olup, ince ve detaylı bir işçiliğin göz alıcı bir örneğidir.
15 Temmuz Şehitler Köprüsü, geçmişte Boğaziçi Köprüsü olarak bilinen ve halk arasında Birinci Köprü olarak adlandırılan, İstanbul Boğazı üzerinde yer alan, Karadeniz ile Marmara Denizi'ni birleştiren önemli bir asma köprüdür. Bu köprünün ayakları, Avrupa Yakası'nda Ortaköy, Anadolu Yakası'nda Beylerbeyi semtlerine yerleşmiştir.
İstanbul Boğazı üzerine inşa edilen ilk köprü olmasından dolayı Birinci Köprü olarak da tanınan Boğaziçi Köprüsü, peşinden inşa edilen Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Avrasya Tüneli ile birlikte kentin iki yakası arasında kesintisiz kara ulaşımını mümkün kılmaktadır. 20 Şubat 1970 tarihi itibarıyla inşaatına başlanan köprü, 30 Ekim 1973 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 50. yıl dönümünde, dönemin cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından devlet töreniyle açılmıştır.
İstanbul'un Sarıyer ilçesinde, Boğaziçi kıyısında konumlanan ve bulunduğu semtin adını taşıyan hisar, tarihi bir öneme sahiptir. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un Fethi'nden önce, Karadeniz'den gelebilecek tehditleri bertaraf etmek amacıyla İstanbul Boğazı'nın en dar noktası olan (698 m[2]) yerde, Anadolu yakasındaki Anadolu Hisarı karşısında inşa ettirmiştir.
Hisar, 32 bin m² alan üzerine yayılmaktadır. Doksan gün gibi kısa bir sürede inşa edilen bu yapının üç büyük kulesi, dünya çapında en büyük kale burçlarından bazılarına sahiptir. Rumeli Hisarı, Fatih vakfiyelerinde Kulle-i Cedide adıyla; Neşri tarih yazımında Yenice Hisar olarak; Kemalpaşazade, Aşıkpaşazade ve Nişancı belgelerinde ise Boğazkesen Hisarı olarak anılmaktadır.
Anadolu Hisarı Kalesi veya diğer adıyla Güzelce Hisarı, İstanbul'un Beykoz ilçesinin Anadoluhisarı semtinde, Göksu Deresi'nin İstanbul Boğazı'na döküldüğü yerde yer alan bir Osmanlı kalesi.
Anadolu hisarı, 7.000 metrekarelik bir alan üzerine, Boğazın en dar noktası olan 660 metre mesafedeki bölgesine 1395 yılında, Yıldırım Bayezid tarafından inşa edilmiştir. Cenevizliler, Bizans'la birlik olup Karadeniz'de (Kefe, Sinop ve Amasra'da) koloniler kurmuşlardı. Bu sebeple, boğaz geçişi Cenevizliler için hayati önem taşımaktaydı. Aynı durum Osmanlılar için de söz konusuydu. Karşı sahilde, İstanbul'un Avrupa yakasında bulunan Rumeli Hisarı ise, 1451-1452 yılları arasında II. Mehmed tarafından, bu yabancı ülkelerin gemilerinin geçişlerini denetim altında tutabilmek amacıyla inşa ettirilmiştir. Fatih Sultan Mehmed, Rumeli Hisarı'nı yaptırırken bu kaleye dış surlar ekletmiştir.
Küçüksu Kasrı ya da Göksu Kasrı, İstanbul'un Küçüksu mahallesinde, Göksu Deresi ile Küçüksu Deresi arasında, Boğaziçi'nde Üsküdar-Beykoz sahilyolu üstünde bulunan tarihi bir yapıdadır. Sultan Abdülmecid tarafından Nigoğos Balyan'a inşa ettirilmiş, inşaatı 1856 yılında tamamlanmıştır. Bir zamanlar "Göksu Kasrı" olarak bilinen bu yapı, padişahların Boğaziçi kıyılarındaki dinlenme kasırlarından biridir. Kasırlar, hünkârların özel mülkü sayılan ve sarayların dışında inşa edilen büyük yapılar olarak tanımlanır. Sürekli oturum için kullanılmayan bu kasırlar, padişahların rahatlamak için tercih ettikleri yerlerdir.
II. Mehmed İstanbul'u fethettiğinde Kuleli Askerî Lisesi'nin bulunduğu bölgede bir koru, içinde bir manastır ve bir kule vardı. 1512-1520 yılları arasında Yavuz Sultan Selim döneminde bu manastır yeniçerilere kışla olarak tahsis edilmiştir. Bu kışla bölgesi, zamanla Bostancıbaşı Odaları olarak bilinirken, bahçenin güzel hale gelmesinden dolayı Kuleli Bahçesi olarak tanınmıştır. I. Süleyman padişah olur olmaz, bahçede yüksek bir kulesi bulunan dokuz katlı büyük bir kasır inşa ettirmiştir; her katı fıskiyeli havuzlarla donatılmıştır. III. Ahmed, kule bahçesi ve çevresini özel mülkü haline getirmiştir. Bu dönemde Doğu Roma dönemine ait kule yıktırılmıştır. 1744 yılında Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa'nın damadı Kaymak Mustafa Paşa tarafından sahil boyunca bir mescit inşası gerçekleştirilmiştir.
Beylerbeyi Sarayı, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde yer alan yazlık bir Osmanlı sarayıdır. Günümüzde müze olarak hizmet veren Beylerbeyi Sarayı, kendisine ait çeşitli yapı ve unsurlardan oluşan bir kompleksin parçasını teşkil etmektedir. Adını Beylerbeyi semtinden almıştır. Osmanlı Padişahı Abdülaziz'in emirleri doğrultusunda, 1863-1865 yılları arasında Sarkis Balyan'ın mimarı olarak inşa edilmiştir.
Tarihi
Kyzikos'taki deniz zaferinin ardından, MÖ 408'de Atinalı general Alkibiadis, muhtemelen Karadeniz'den gelen gemiler için Üsküdar önlerindeki küçük bir kaya üzerine özel bir gözetleme istasyonu inşa etti.
Üsküdar'ın simgesi hâline gelen kule, Bizans döneminden kalan yegâne eserdir. MÖ 24 yılına kadar uzanan köklü bir geçmişi vardır.
1110 yılında Bizans İmparatoru I. Aleksios, taş duvarlarla desteklenmiş ahşap bir kule inşa etti. Bu kuleden, tarihi yarımadada bulunan Mangana semtinde inşa edilen bir başka kuleye giden demir zincir gerildi. Adacık daha sonra su altında kalan kalıntılarıyla birlikte bir savunma duvarı ile Asya kıyısına bağlandı. 1453 yılında İstanbul'un Osmanlı tarafından fethi esnasında, kulede Venedikli Gabriele Trevisano tarafından yönetilen bir Bizans garnizonu bulunmaktaydı. Ardından, bu yapı Fatih Sultan Mehmed döneminde gözetleme kulesi olarak Osmanlı Türkleri tarafından kullanılmıştır.
Galataport, İstanbul Karaköy'de yer alan kruvaziyer limanı ve karma kullanımlı tesis niteliği taşıyan bir yapıdır. Konum olarak İstanbul Boğazı'nın Avrupa yakasında, Haliç ile birleştiği noktada yer almaktadır.Boğaz kenarında 1.2 km'ye sahip sahil şeridinde yer alır.Otel, kafe, restoran, butik mağazaları, ofisleri ve iki sanat müzesini bünyesinde barındırır.Galata Rıhtımı İstanbul'un ve Türkiye'nin ilk modern rıhtımıdır. Karaköy sahilinde, Galata Köprüsü'nden Fındıklı'ya doğru uzanmaktadır. İnşasına Nisan 1892 yılında Mişel Paşa önderliğinde başlanmış, 1895 yılı sonunda bitirilmiştir.758 metre uzunluğundadır. Salıpazarı Rıhtımı ile birlikte İstanbul Limanı'nı oluşturmaktadır. Türkiye Denizcilik İşletmeleri tarafından yönetilmektedir.