İstanbul’un eşsiz güzelliklerini keşfetmenin en keyifli yollarından biri olan Boğaz gezi turunda, Avrupa ve Asya kıtaları arasında unutulmaz bir yolculuğa çıkın. Şehrin görkemli sarayları, tarihi yalıları, etkileyici köprüleri ve ikonik yapıları eşliğinde Boğaz’ın büyüleyici atmosferini denizden deneyimleyin.
İster gündüz turunu tercih ederek İstanbul’un tüm güzelliklerini net ve panoramik manzaralarla seyredin, ister gün batımı turunda gökyüzünün altın tonlarına büründüğü romantik anların tadını çıkarın. Her iki seçenek de İstanbul’u karadan görülmesi mümkün olmayan eşsiz bir perspektiften keşfetme fırsatı sunar.
Boğaz boyunca ilerlerken çok dilli mobil sesli rehber sistemi sayesinde çevrenizdeki tarihi yapıların hikâyelerini, kültürel mirasını ve ilgi çekici detaylarını kendi dilinizde dinleyebilirsiniz. Böylece gezi yalnızca görsel bir şölen değil, aynı zamanda bilgilendirici bir kültür deneyimine dönüşür.
Konforlu ve modern gezi teknemizde rahatça yerinizi alırken Dolmabahçe Sarayı, Ortaköy Camii, Rumeli Hisarı, Küçüksu Kasrı, Beylerbeyi Sarayı, Boğaziçi Köprüleri ve İstanbul’un sembollerinden biri olan Kız Kulesi gibi şehrin en önemli simgelerini yakından görme fırsatı bulacaksınız.
İlk kez İstanbul’u ziyaret edenler, fotoğraf tutkunları, çiftler, aileler ve şehri farklı bir açıdan keşfetmek isteyen herkes için ideal olan bu deneyim; muhteşem manzaraları, zengin tarihi ve unutulmaz fotoğraf noktalarını bir araya getiriyor.
Tur boyunca ikram edilen alkolsüz içecekler, Türk çayı veya kahvenizi yudumlarken İstanbul’un sürekli değişen siluetini seyredebilir, dünyanın en etkileyici şehirlerinden birinin hikâyesine tanıklık edebilirsiniz.
Yüzyıllara meydan okuyan saraylardan tarihi kalelere, iki kıtayı birbirine bağlayan köprülerden Boğaz’ın eşsiz doğal güzelliğine kadar her an yeni bir keşif sunan bu yolculukta, İstanbul’un büyüsünü denizden yaşayın ve şehrin ruhunu yakından hissedin.

Tekne turu sırasında Boğaz Köprüsü’nün altından geçerek Avrupa ile Asya’yı denizden birleştiren panoramik manzaraların keyfini çıkarın.

Tekne Kız Kulesi’nin önünden geçerken, gün batımı ışığında İstanbul’un en ikonik fotoğraflarını çekin.

Boğaz turu sırasında mobil uygulama üzerinden sunulan 9 farklı dilde sesli rehberi kendi telefonunuzdan dinleyin.
✅ 2 Boğaz Turu
✅ 9 Dilde Sesli Rehber
✅ Limitsiz Çay,Nescafe,Meyve Suyu,Gazlı İçecekler
Ekstra alkollü içecekler (seçilen seçeneğe bağlı olarak, satın alınabilir)
Bahşişler
Otel Transferi
Deneyim başlamadan 24 saat öncesine kadar ücretsiz iptal
Haliç köprüsü
Galata Köprüsü
Galata Kulesi
Galata Port
Dolmabahçe Sarayı, Osmanlı İmparatorluğu'nun baş idari merkezi olarak inşa edilmiştir ve 1922'deki çöküşüne kadar Sultan ve ailesinin ikametgahı olarak işlev görmüştür. 19. yüzyıla ait muhteşem bir saray olup, Osmanlı, Barok ve Neoklasik tarzların ilginç bir birleşimini sergilemektedir. 285'ten fazla odası, 46 salonu, 6 hamamı ve görkemli bahçeleriyle dünya çapında en büyük saraylardan biri konumundadır.
Çırağan, bugünkü Beşiktaş ve Ortaköy arasında yer alan bölge, 17. yüzyılda "Kazancıoğlu Bahçeleri" olarak adlandırılıyordu. 18. yüzyılda Beşiktaş sahillerini süsleyen deniz manzaralı saraylar ve bahçeler, Lale Devri olarak bilinen 'Çiçek ve Müzik Aşkı' döneminin en önemli simgeleri arasında yer almaktadır. Bu dönem, sadece bir eğlence değil, aynı zamanda kültürel bir parıltı devridir. Dönemin padişahı III. Ahmed, sahip olduğu mülkünü sadık veziri İbrahim Paşa'ya hediye etmiş, ilk yalı da Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından, padişahın kızı Fatma Sultan için inşa ettirilmiştir. İbrahim Paşa burada Çırağan Şenlikleri olarak bilinen meşale şenlikleri düzenlemiştir. Bu nedenlerle, bu alan zamanla Farsçada ışıklar anlamına gelen 'Çırağan' ismiyle anılmaya başlamıştır.
Cami, Sultan Abdülmecid tarafından Ermeni Mimar Nigoğos Balyan'a 1853 yılında inşa edilmiştir. Selatin camilerinin genel yapısına uygun olarak harim ve hünkar bölümü olmak üzere iki ana kısımdan oluşmaktadır. Geniş ve yüksek pencereleri, Boğaz'ın değişken ışıklarını içeri alacak şekilde tasarlanmıştır.
Yapıya merdivenle çıkılmakta ve tek şerefeli iki minaresi bulunmaktadır. Duvarları beyaz kesme taşlardan inşa edilmiştir. Tek kubbenin duvarları ise pembe mozaiklerle kaplanmıştır. Mihrap mozaik ve mermerden, minber ise somaki kaplama mermerden yapılmış olup, ince ve detaylı bir işçiliğin göz alıcı bir örneğidir.
15 Temmuz Şehitler Köprüsü, geçmişte Boğaziçi Köprüsü olarak bilinen ve halk arasında Birinci Köprü olarak adlandırılan, İstanbul Boğazı üzerinde yer alan, Karadeniz ile Marmara Denizi'ni birleştiren önemli bir asma köprüdür. Bu köprünün ayakları, Avrupa Yakası'nda Ortaköy, Anadolu Yakası'nda Beylerbeyi semtlerine yerleşmiştir.
İstanbul Boğazı üzerine inşa edilen ilk köprü olmasından dolayı Birinci Köprü olarak da tanınan Boğaziçi Köprüsü, peşinden inşa edilen Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Avrasya Tüneli ile birlikte kentin iki yakası arasında kesintisiz kara ulaşımını mümkün kılmaktadır. 20 Şubat 1970 tarihi itibarıyla inşaatına başlanan köprü, 30 Ekim 1973 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 50. yıl dönümünde, dönemin cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından devlet töreniyle açılmıştır.
İstanbul'un Sarıyer ilçesinde, Boğaziçi kıyısında konumlanan ve bulunduğu semtin adını taşıyan hisar, tarihi bir öneme sahiptir. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un Fethi'nden önce, Karadeniz'den gelebilecek tehditleri bertaraf etmek amacıyla İstanbul Boğazı'nın en dar noktası olan (698 m[2]) yerde, Anadolu yakasındaki Anadolu Hisarı karşısında inşa ettirmiştir.
Hisar, 32 bin m² alan üzerine yayılmaktadır. Doksan gün gibi kısa bir sürede inşa edilen bu yapının üç büyük kulesi, dünya çapında en büyük kale burçlarından bazılarına sahiptir. Rumeli Hisarı, Fatih vakfiyelerinde Kulle-i Cedide adıyla; Neşri tarih yazımında Yenice Hisar olarak; Kemalpaşazade, Aşıkpaşazade ve Nişancı belgelerinde ise Boğazkesen Hisarı olarak anılmaktadır.
Anadolu Hisarı Kalesi veya diğer adıyla Güzelce Hisarı, İstanbul'un Beykoz ilçesinin Anadoluhisarı semtinde, Göksu Deresi'nin İstanbul Boğazı'na döküldüğü yerde yer alan bir Osmanlı kalesi.
Anadolu hisarı, 7.000 metrekarelik bir alan üzerine, Boğazın en dar noktası olan 660 metre mesafedeki bölgesine 1395 yılında, Yıldırım Bayezid tarafından inşa edilmiştir. Cenevizliler, Bizans'la birlik olup Karadeniz'de (Kefe, Sinop ve Amasra'da) koloniler kurmuşlardı. Bu sebeple, boğaz geçişi Cenevizliler için hayati önem taşımaktaydı. Aynı durum Osmanlılar için de söz konusuydu. Karşı sahilde, İstanbul'un Avrupa yakasında bulunan Rumeli Hisarı ise, 1451-1452 yılları arasında II. Mehmed tarafından, bu yabancı ülkelerin gemilerinin geçişlerini denetim altında tutabilmek amacıyla inşa ettirilmiştir. Fatih Sultan Mehmed, Rumeli Hisarı'nı yaptırırken bu kaleye dış surlar ekletmiştir.
Küçüksu Kasrı ya da Göksu Kasrı, İstanbul'un Küçüksu mahallesinde, Göksu Deresi ile Küçüksu Deresi arasında, Boğaziçi'nde Üsküdar-Beykoz sahilyolu üstünde bulunan tarihi bir yapıdadır. Sultan Abdülmecid tarafından Nigoğos Balyan'a inşa ettirilmiş, inşaatı 1856 yılında tamamlanmıştır. Bir zamanlar "Göksu Kasrı" olarak bilinen bu yapı, padişahların Boğaziçi kıyılarındaki dinlenme kasırlarından biridir. Kasırlar, hünkârların özel mülkü sayılan ve sarayların dışında inşa edilen büyük yapılar olarak tanımlanır. Sürekli oturum için kullanılmayan bu kasırlar, padişahların rahatlamak için tercih ettikleri yerlerdir.
Beylerbeyi Sarayı, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde yer alan yazlık bir Osmanlı sarayıdır. Günümüzde müze olarak hizmet veren Beylerbeyi Sarayı, kendisine ait çeşitli yapı ve unsurlardan oluşan bir kompleksin parçasını teşkil etmektedir. Adını Beylerbeyi semtinden almıştır. Osmanlı Padişahı Abdülaziz'in emirleri doğrultusunda, 1863-1865 yılları arasında Sarkis Balyan'ın mimarı olarak inşa edilmiştir.
Tarihi
Üsküdar
Kyzikos'taki deniz zaferinin ardından, MÖ 408'de Atinalı general Alkibiadis, muhtemelen Karadeniz'den gelen gemiler için Üsküdar önlerindeki küçük bir kaya üzerine özel bir gözetleme istasyonu inşa etti.
Üsküdar'ın simgesi hâline gelen kule, Bizans döneminden kalan yegâne eserdir. MÖ 24 yılına kadar uzanan köklü bir geçmişi vardır.
1110 yılında Bizans İmparatoru I. Aleksios, taş duvarlarla desteklenmiş ahşap bir kule inşa etti. Bu kuleden, tarihi yarımadada bulunan Mangana semtinde inşa edilen bir başka kuleye giden demir zincir gerildi. Adacık daha sonra su altında kalan kalıntılarıyla birlikte bir savunma duvarı ile Asya kıyısına bağlandı. 1453 yılında İstanbul'un Osmanlı tarafından fethi esnasında, kulede Venedikli Gabriele Trevisano tarafından yönetilen bir Bizans garnizonu bulunmaktaydı. Ardından, bu yapı Fatih Sultan Mehmed döneminde gözetleme kulesi olarak Osmanlı Türkleri tarafından kullanılmıştır.
Ayasofya Camii