Bu seçeneğimizde standart menü limitsiz alkolsüz içecekler dahil olup otel transferi hariçtir.Ekstra pencere kenarı masa seçimini satın alma işlemi esnasında yapabilirsiniz
İstanbul’un ışıl ışıl silueti eşliğinde, 3 aşamalı akşam yemeği gezisi, canlı gösteri ve kendi özel masanızla unutulmaz bir Boğaz akşamı yaşayın.
Mega Lüfer Yatları ile İstanbul’un en ikonik akşam etkinliklerinden biri olan Boğaz akşam yemeği gezisini deneyimleyin. Bu unutulmaz gece; panoramik Boğaz manzaraları, özel masanızda sunulan taze hazırlanmış akşam yemeği ve geleneksel Türk performanslarından oluşan canlı, enerjik bir gösteriyi bir araya getiriyor.
Tekne Avrupa ile Asya arasında seyrederken, suya yansıyan İstanbul’un aydınlatılmış köprüleri, sarayları ve sahil yalılarını seyredin. Akşam boyunca, müzik, dans ve kültürel performanslarla ortama hayat veren profesyonel sahnelenmiş Türk gecesi gösterisinin tadını çıkarın.
Özel masa oturmanız, konfor, kişisel alan ve kesintisiz keyif sunarak geziniz boyunca rahat etmenizi sağlar. Özel bir kutlama yapıyor olun ya da sadece eşsiz bir gece deneyimi arıyor olun, bu Boğaz akşam yemeği gezisi Mega Lüfer’de yemek, eğlence ve manzaranın mükemmel dengesini sunar.
STANDART MENÜ
HOŞ GELDİNİZ KOKTEYLİ
ORDÖVRLER / SOĞUK BAŞLANGIÇLAR
6 Çeşit Karışık Türk Mezesi
Kısır
Bakla Fava
Acılı Ezme
Sebze Salatası
Arpa Şehriye Salatası
Patates Salatası
SICAK BAŞLANGIÇLAR
Sebzeli Paçanga Böreği
ANA YEMEKLER
(Opsiyonel)
Tavuk Şiş
Izgara Köfte
Pilav
Izgara Domates ve Biber ile
veya
Salata, patates salatası ve limon
eşliğinde Levrek balığı ızgara
veya Vejetaryen Sebze ve
İtalyan Makarna Çeşitleri
SALATA
Mevsim Salatası
TATLI & MEYVE
Mevsim Meyvesi ve Baklava
Sınırsız Çay, Kahve, Meşrubat
✅ 3 Saatlik Akşam Boğaz Gezisi
✅ Özel masa
✅ Hoşgeldiniz Kokteyli
✅ Standart Akşam Yemeği Menüsü
✅ Sınırsız Alkolsüz İçecekler
✅ Canlı Türk Müzik, Oryantal Dans Gözterisi ,Türk Halk Dansı Performansları
Ekstra alkollü içecekler (seçilen seçeneğe bağlı olarak, satın alınabilir)
Bahşişler
Otel Transferi
Deneyim başlamadan 24 saat öncesine kadar ücretsiz iptal
Kabataş, Mega Lüfer Yatları kalkış noktası
Dolmabahçe Sarayı, Osmanlı İmparatorluğu'nun baş idari merkezi olarak inşa edilmiştir ve 1922'deki çöküşüne kadar Sultan ve ailesinin ikametgahı olarak işlev görmüştür. 19. yüzyıla ait muhteşem bir saray olup, Osmanlı, Barok ve Neoklasik tarzların ilginç bir birleşimini sergilemektedir. 285'ten fazla odası, 46 salonu, 6 hamamı ve görkemli bahçeleriyle dünya çapında en büyük saraylardan biri konumundadır.
Dolmabahçe Camii'nin bilinen asıl adı Bezmialem Valide Sultan Camii'dir. Sultan Abdülmecid'in annesi tarafından 1852 yılında inşa ettirilen bu cami, 1855 yılında tamamlanmıştır. Binanın kutsal bir özelliğe sahip olması ve benzersiz mimarisi, Saray'ın yakınında yer almasını gerektirirken, aynı zamanda Sarayın içerisinde olmamasını da zorunlu kılmıştır. Karmaşık detaylar ve yükselen minareleri ile cami, Barok ve Osmanlı mimarisini mükemmel bir şekilde bir araya getirerek 19. yüzyılın büyüleyici ihtişamını gözler önüne sermektedir.
Beşiktaş
İstanbul Boğazı'nın kıyısında Osmanlı Hanedanı için inşa edilen ilk saray, 1856 yılında açılışı gerçekleştirilen Dolmabahçe Sarayı oldu. Ardından 1872 yılında Çırağan Sarayı hayata geçirildi. Fakat bu iki saray, Osmanlı ailesinin ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalınca, Çırağan Sarayı ile Ortaköy Camii arasında kıyı boyunca ek yapılar inşa edildi. Balyan ailesine mensup mimarlar tarafından tasarlanan bu yapılar, ikincil yapılar ya da yan yapılar anlamında Feriye Sarayları ismiyle anıldı.
Çırağan, bugünkü Beşiktaş ve Ortaköy arasında yer alan bölge, 17. yüzyılda "Kazancıoğlu Bahçeleri" olarak adlandırılıyordu. 18. yüzyılda Beşiktaş sahillerini süsleyen deniz manzaralı saraylar ve bahçeler, Lale Devri olarak bilinen 'Çiçek ve Müzik Aşkı' döneminin en önemli simgeleri arasında yer almaktadır. Bu dönem, sadece bir eğlence değil, aynı zamanda kültürel bir parıltı devridir. Dönemin padişahı III. Ahmed, sahip olduğu mülkünü sadık veziri İbrahim Paşa'ya hediye etmiş, ilk yalı da Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından, padişahın kızı Fatma Sultan için inşa ettirilmiştir. İbrahim Paşa burada Çırağan Şenlikleri olarak bilinen meşale şenlikleri düzenlemiştir. Bu nedenlerle, bu alan zamanla Farsçada ışıklar anlamına gelen 'Çırağan' ismiyle anılmaya başlamıştır.
Ortaköy
Cami, Sultan Abdülmecid tarafından Ermeni Mimar Nigoğos Balyan'a 1853 yılında inşa edilmiştir. Selatin camilerinin genel yapısına uygun olarak harim ve hünkar bölümü olmak üzere iki ana kısımdan oluşmaktadır. Geniş ve yüksek pencereleri, Boğaz'ın değişken ışıklarını içeri alacak şekilde tasarlanmıştır.
Yapıya merdivenle çıkılmakta ve tek şerefeli iki minaresi bulunmaktadır. Duvarları beyaz kesme taşlardan inşa edilmiştir. Tek kubbenin duvarları ise pembe mozaiklerle kaplanmıştır. Mihrap mozaik ve mermerden, minber ise somaki kaplama mermerden yapılmış olup, ince ve detaylı bir işçiliğin göz alıcı bir örneğidir.
15 Temmuz Şehitler Köprüsü, geçmişte Boğaziçi Köprüsü olarak bilinen ve halk arasında Birinci Köprü olarak adlandırılan, İstanbul Boğazı üzerinde yer alan, Karadeniz ile Marmara Denizi'ni birleştiren önemli bir asma köprüdür. Bu köprünün ayakları, Avrupa Yakası'nda Ortaköy, Anadolu Yakası'nda Beylerbeyi semtlerine yerleşmiştir.
İstanbul Boğazı üzerine inşa edilen ilk köprü olmasından dolayı Birinci Köprü olarak da tanınan Boğaziçi Köprüsü, peşinden inşa edilen Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Avrasya Tüneli ile birlikte kentin iki yakası arasında kesintisiz kara ulaşımını mümkün kılmaktadır. 20 Şubat 1970 tarihi itibarıyla inşaatına başlanan köprü, 30 Ekim 1973 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 50. yıl dönümünde, dönemin cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından devlet töreniyle açılmıştır.
Kuruçeşme Semti
Bebek
Mısır Konsolosluğu binası, Hıdiva Yalısı ya da Ali Paşa Yalısı; İstanbul'un Beşiktaş ilçesinin Bebek semtinde yer alan etkileyici bir saraydır. Bebek Koyu'nun tam ortasında konumlanmış olan bu yalı günümüzde Mısır'ın İstanbul Başkonsolosluğu olarak hizmet vermektedir. 1902 yılında ünlü İtalyan mimar Raimondo D'Aronco tarafından Hidiv Abbas Hilmi Paşa'nın annesi Emine Valide Paşa için yazlık bir konut olarak tasarlanmıştır. Arkasındaki yemyeşil koruluk ise Boğaziçi Üniversitesi profesörü Fikret Kortel'e ait Kortel Korusu olarak bilinmektedir.
Mevcut yapı 20. yüzyılın başlarında inşa edilmiştir. Cumhuriyetin ilan edilmesinin ardından Emine Valide Paşa, bu eşsiz binayı Mısır Hükûmeti'ne bağışlamıştır. Bina 2002 yılında boşaltılmış, 2008 ile 2011 yılları arasında kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçmiştir.
İstanbul'un Sarıyer ilçesinde, Boğaziçi kıyısında konumlanan ve bulunduğu semtin adını taşıyan hisar, tarihi bir öneme sahiptir. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un Fethi'nden önce, Karadeniz'den gelebilecek tehditleri bertaraf etmek amacıyla İstanbul Boğazı'nın en dar noktası olan (698 m[2]) yerde, Anadolu yakasındaki Anadolu Hisarı karşısında inşa ettirmiştir.
Hisar, 32 bin m² alan üzerine yayılmaktadır. Doksan gün gibi kısa bir sürede inşa edilen bu yapının üç büyük kulesi, dünya çapında en büyük kale burçlarından bazılarına sahiptir. Rumeli Hisarı, Fatih vakfiyelerinde Kulle-i Cedide adıyla; Neşri tarih yazımında Yenice Hisar olarak; Kemalpaşazade, Aşıkpaşazade ve Nişancı belgelerinde ise Boğazkesen Hisarı olarak anılmaktadır.
Anadolu Hisarı Kalesi veya diğer adıyla Güzelce Hisarı, İstanbul'un Beykoz ilçesinin Anadoluhisarı semtinde, Göksu Deresi'nin İstanbul Boğazı'na döküldüğü yerde yer alan bir Osmanlı kalesi.
Anadolu hisarı, 7.000 metrekarelik bir alan üzerine, Boğazın en dar noktası olan 660 metre mesafedeki bölgesine 1395 yılında, Yıldırım Bayezid tarafından inşa edilmiştir. Cenevizliler, Bizans'la birlik olup Karadeniz'de (Kefe, Sinop ve Amasra'da) koloniler kurmuşlardı. Bu sebeple, boğaz geçişi Cenevizliler için hayati önem taşımaktaydı. Aynı durum Osmanlılar için de söz konusuydu. Karşı sahilde, İstanbul'un Avrupa yakasında bulunan Rumeli Hisarı ise, 1451-1452 yılları arasında II. Mehmed tarafından, bu yabancı ülkelerin gemilerinin geçişlerini denetim altında tutabilmek amacıyla inşa ettirilmiştir. Fatih Sultan Mehmed, Rumeli Hisarı'nı yaptırırken bu kaleye dış surlar ekletmiştir.
Göksu Deresi, İstanbul'un Anadolu yakasında Beykoz'a bağlı Anadoluhisarı ile Göksu mahalleleri arasında İstanbul Boğazı'na dökülen dere.
Göztepe'nin güney yamaçlarından inen sel yataklarının birleşmesiyle meydana gelir ve tepelik bir alanda hafif büklümler çizerek Küçüksu Çayırı denilen düzlüğün kuzey kenarında denize dökülür. Aynı ovanın güney kenarından da Küçüksu Deresi geçer ve Küçüksu Kasrı yanında denize ulaşır. Bu ikiz akarsuya Batı dillerinde Asya Tatlı Suları denilir. Bu isim Bizans devrinde Göksu'ya verilen Potamion (küçük ırmak) adından türemiştir.
Osmanlı Padişahı Sultan IV. Murad, o dönemde Kandilli'ye uzanan servi ormanlarına ev sahipliği yapması nedeniyle Göksu'ya "Gümüş Servi" adını vermişti.[1]
Küçüksu Kasrı ya da Göksu Kasrı, İstanbul'un Küçüksu mahallesinde, Göksu Deresi ile Küçüksu Deresi arasında, Boğaziçi'nde Üsküdar-Beykoz sahilyolu üstünde bulunan tarihi bir yapıdadır. Sultan Abdülmecid tarafından Nigoğos Balyan'a inşa ettirilmiş, inşaatı 1856 yılında tamamlanmıştır. Bir zamanlar "Göksu Kasrı" olarak bilinen bu yapı, padişahların Boğaziçi kıyılarındaki dinlenme kasırlarından biridir. Kasırlar, hünkârların özel mülkü sayılan ve sarayların dışında inşa edilen büyük yapılar olarak tanımlanır. Sürekli oturum için kullanılmayan bu kasırlar, padişahların rahatlamak için tercih ettikleri yerlerdir.
Çengelköy
II. Mehmed İstanbul'u fethettiğinde Kuleli Askerî Lisesi'nin bulunduğu bölgede bir koru, içinde bir manastır ve bir kule vardı. 1512-1520 yılları arasında Yavuz Sultan Selim döneminde bu manastır yeniçerilere kışla olarak tahsis edilmiştir. Bu kışla bölgesi, zamanla Bostancıbaşı Odaları olarak bilinirken, bahçenin güzel hale gelmesinden dolayı Kuleli Bahçesi olarak tanınmıştır. I. Süleyman padişah olur olmaz, bahçede yüksek bir kulesi bulunan dokuz katlı büyük bir kasır inşa ettirmiştir; her katı fıskiyeli havuzlarla donatılmıştır. III. Ahmed, kule bahçesi ve çevresini özel mülkü haline getirmiştir. Bu dönemde Doğu Roma dönemine ait kule yıktırılmıştır. 1744 yılında Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa'nın damadı Kaymak Mustafa Paşa tarafından sahil boyunca bir mescit inşası gerçekleştirilmiştir.
Beylerbeyi
Beylerbeyi Sarayı, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde yer alan yazlık bir Osmanlı sarayıdır. Günümüzde müze olarak hizmet veren Beylerbeyi Sarayı, kendisine ait çeşitli yapı ve unsurlardan oluşan bir kompleksin parçasını teşkil etmektedir. Adını Beylerbeyi semtinden almıştır. Osmanlı Padişahı Abdülaziz'in emirleri doğrultusunda, 1863-1865 yılları arasında Sarkis Balyan'ın mimarı olarak inşa edilmiştir.
Tarihi
Üsküdar
Kyzikos'taki deniz zaferinin ardından, MÖ 408'de Atinalı general Alkibiadis, muhtemelen Karadeniz'den gelen gemiler için Üsküdar önlerindeki küçük bir kaya üzerine özel bir gözetleme istasyonu inşa etti.
Üsküdar'ın simgesi hâline gelen kule, Bizans döneminden kalan yegâne eserdir. MÖ 24 yılına kadar uzanan köklü bir geçmişi vardır.
1110 yılında Bizans İmparatoru I. Aleksios, taş duvarlarla desteklenmiş ahşap bir kule inşa etti. Bu kuleden, tarihi yarımadada bulunan Mangana semtinde inşa edilen bir başka kuleye giden demir zincir gerildi. Adacık daha sonra su altında kalan kalıntılarıyla birlikte bir savunma duvarı ile Asya kıyısına bağlandı. 1453 yılında İstanbul'un Osmanlı tarafından fethi esnasında, kulede Venedikli Gabriele Trevisano tarafından yönetilen bir Bizans garnizonu bulunmaktaydı. Ardından, bu yapı Fatih Sultan Mehmed döneminde gözetleme kulesi olarak Osmanlı Türkleri tarafından kullanılmıştır.
Galataport, İstanbul Karaköy'de yer alan kruvaziyer limanı ve karma kullanımlı tesis niteliği taşıyan bir yapıdır. Konum olarak İstanbul Boğazı'nın Avrupa yakasında, Haliç ile birleştiği noktada yer almaktadır.Boğaz kenarında 1.2 km'ye sahip sahil şeridinde yer alır.Otel, kafe, restoran, butik mağazaları, ofisleri ve iki sanat müzesini bünyesinde barındırır.Galata Rıhtımı İstanbul'un ve Türkiye'nin ilk modern rıhtımıdır. Karaköy sahilinde, Galata Köprüsü'nden Fındıklı'ya doğru uzanmaktadır. İnşasına Nisan 1892 yılında Mişel Paşa önderliğinde başlanmış, 1895 yılı sonunda bitirilmiştir.758 metre uzunluğundadır. Salıpazarı Rıhtımı ile birlikte İstanbul Limanı'nı oluşturmaktadır. Türkiye Denizcilik İşletmeleri tarafından yönetilmektedir.